Nezih Yiğitbaşı ile Netflix ve Silikon Vadisi söyleşisi

İstanbul JUG – Big Data Webineri öncesinde sevgili Nezih Yiğitbaşı ile merak ettiklerimiz hakkında konuştuk. Keyifli okumalar.

nezih

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Tabi ki. 2006 yılında ITÜ Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Ardından ilk olarak İstanbul’da Telenity ve Argela firmalarında yazılım mühendisi olarak kariyerime başladım. Aynı zamanda yine ITÜ Bilgisayar Müh.’de yüksek lisansa devam ettim. Telenity ve Argela firmalarında telekom sistemlerine yazılım geliştirirken distributed systemlere olan ilgim arttı. Bu nedenle 2008’in sonuna doğru Hollanda’da bulunan Delft Teknik Üniversitesi’nde (TUDelft) distributed systems alanında doktora çalışmalarına başladım ve 2012 yılının sonunda doktora derecemi aldım. Doktora sırasında Amerika’da Intel ve Carnegie Mellon Üniversitesi’nde çeşitli stajlar yapma imkanım oldu. Doktoradan sonra ise Amerika’da ilk olarak Intel’de Big Data Analytics takımında çalışmaya başladım. Intel’den 2014’un ortasında ayrılıp Silikon Vadisi’nde bulunan Netflix firmasına geçtim. Şu anda hala Netflix’te Big Data Platform takımında kıdemli yazılım mühendisi olarak çalışıyorum.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Yazılım geliştirmeye nasıl başladınız?

Evde küçük yaştan itibaren bir bilgisayarım olmasına rağmen programlamaya erken yaşta başlamadım, bilgisayarı daha çok oyun oynamak için kullanıyordum. Ama tabi ki her zaman mühendisliğe, bilime ve özellikle matematiğe bir ilgim vardı. Bu sebeple bilgisayar mühendisliği okumak istedim. Programlamaya ise üniversiteye girdikten sonra başladım. Tabi üniversitede gerçekten öğrendikleriniz çok kısıtlı ve tam anlamıyla kod yazmayı öğrenmek çok daha fazla zaman ve pratik gerektiriyor. Peter Norvig bir yazısında çeşitli referanslar göstererek bir konuda gerçekten uzman düzeyine gelmenin yaklaşık 10 yıl sürdüğünü yazmıştı, galiba pek çok kişi için bu doğru.

Bize çalışma ortamınız ile ilgi bilgi verebilir misiniz?

Benim çalıştığım Big Data Platform takımı küçük bir takım. Takımımız Netflix’in Los Gatos’taki merkezinde bulunuyor. Netflix’in ofisi gayet sade ve bir movie streaming firması olduğu için pek çok movie temalı odamız var.

on-the-day-we-were-visiting-netflix-was-reporting-earnings-netflix-does-a-video-show-for-its-earnings-this-is-the-room-getting-set-up-for-the-earnings-video

Netflix Silikon Vadisi’nde kültürü ile meşhur bir firma (merak edenler 10 milyondan fazla hit almış şu slide’lara bakabilir: http://www.slideshare.net/reed2001/culture-1798664).

Çalışma kültürümüz “freedom & responsbility” üzerine kurulu. Netflix her çalışanının sorumluluk bilinciyle hareket etmesini istiyor. Örneğin, size yöneticileriniz ne yapmanız gerektiğini detaylıca söylemiyor, bir tatil politikası yok, veya bir masraf yaparken yöneticinizden izin almak zorunda değilsiniz. Aldığınız kararlarda gerçekten özgürsünüz ve sorumluluk size ait. Kültürümüzün diger önemli bir parçası da “high performance“. Netflix bu konuda çok net ve tüm çalışanlarından çok yüksek performans beklediğini her seferinde söylüyor.

this-is-probably-the-coolest-looking-wall-in-the-entire-office

Kullandığınız cep telefonu hangisi ?

Iphone 5s

Kullandığınız bilgisayar hangisi ?

15-inch Macbook Pro

O olmazsa yarım kalırım dediğiniz bir uygulama/yazılım var mı? Neden ?

Evernote ve Skype. Evernote’u not tutmak için ve todo list olarak kullanıyorum ve mobile/desktop arasinda sync etmesi çok işime yarıyor. Skype’i ise ailemle görüşmek için kullanıyorum.

Hayatanıza değer katan ve size zaman kazandıran kısayol taktikleriniz var mıdır ?

Belirli bir taktiğim yok. Fakat iş hayatında eğer bir şeyi birden fazla kez yapacaksam automate etmeye çalışıyorum.

Kullanığınız favori to­do uygulaması nedir ?

Evernote.

Bize Netflix’in open-source kültüründen bahseder misiniz?

Netflix open source konusunu çok ciddiye alan bir firma. Pek çok open source projeyi kullanıyoruz ve aynı zamanda katkıda bulunuyoruz. Ayrıca Netflix’in open source olarak açtığı da çok sayıda proje bulunmaktadır (Bkz. http://netflix.github.io/#repo)

Bu konuda Netflix’in 2012’de yazmış olduğu bir blog post da mevcut: http://techblog.netflix.com/2012/07/open-source-at-netflix-by-ruslan.html

[su_slider source=”media: 21399,21400,21401,21402,21403,21404,21405,21406,21407,21409″ link=”image” width=”600″ height=”300″ title=”no” pages=”no” mousewheel=”no”]

Takip ettiğiniz github repoları nelerdir ?

Bu aralar şu üç repoyu takip ediyorum ve katkıda bulunmaya çalışıyorum:

https://github.com/facebook/presto
https://github.com/apache/incubator-parquet-mr
https://github.com/prestodb/presto-odbc

Silikon vadisinde yazılım geliştirici olmak isteyenler nasıl bir yol izlenmeli ?

Belirli bir formül vermek tabi ki çok zor. Fakat buradaki iyi yazılım geliştiricilerin ortak özelliklerinden bahsedersem herhalde bu konuda size fikir vermiş olurum. Buradaki yazılımcılar öncelikle işlerini çok ciddiye alıyorlar ve çok çalışıyorlar, her problemi detaylı bir şekilde düşünüyorlar ve olabildiğince iyi bir şekilde çözmeye çalışıyorlar. Herkes yaptığı işte en iyisi olmak için çalışıyor ve sürekli yeni trend ve teknolojileri yakından takip ediyor. Ayrıca pek çok kişi iş dışında da kendi yan projelerinde veya open source projelerde çalışıyor ve çeşitli meetuplara katılarak hem yeni insanlarla tanışıyorlar hem de yenilikleri takip ediyorlar.

Netflix-Gate

Big Data ilginiz nasıl başladı?

Big datanın ben aslında veri işleme/sistem tarafıyla ilgileniyorum (istatistik, machine learning, data mining, vs. tarafı çok farklı ve ilginç bir dünya). Veri işleme tarafı ise çok fazla veri olduğu için distributed/dağıtık sistemler tarafından yapılıyor (örnek olarak veri miktari Netflix, Google, ve Facebook’ta PetaByte’lar düzeyinde). Yukarıda belirttiğim gibi distributed sistemler konusunda çok meraklı olduğum için 2008 yilinda TUDelft’te doktoraya başladım. Ondan önce big data ile ilgili çok fazla bir bilgim yoktu. O sıralarda Hadoop nispeten yeniydi ve ilk olarak o sene Hadoop ile tanıştım. Hadoop’ta asıl ilgimi çeken ise zor bir problem olan çok fazla veriyi distributed olarak işleme problemini basit bir programlama arayüzüne (map ve reduce fonksiyonlarına) indirgemesiydi. Daha sonra ise hem research hem de development tarafında big data teknolojileriyle çalışma firsatım oldu geçtiğimiz 6+ yıl içinde.

Tam olarak neye Big Data denir? Sadece büyük verisi olanlar mı big data teknolojileri kullanmalı?

Şu anda kabul görmüş tanımlardan biri volume/velocity/variety tanımı. Kısaca çok büyük hacimli (volume) ve çok çeşitli (variety) verileriniz varsa ve bunlar sisteme hızlı bir şekilde giriyor ve işleniyor (velocity) ise big datanız var denebilir. Netflix, Google, Facebook gibi firmalar bu tanıma en güzel uyan firmalar. Her zaman için yapılması gereken iş için doğru aracı kullanmak lazım, eğer elinizde çok fazla veri yoksa gidip Hadoop kullanmak çok da mantıklı olmayabilir (Hadoop’un fazla overhead’i olabilir). Eğer elinizdeki veri ufak miktarda ise ve tek bir makine üzerinde var olan teknolojiler ile işlemek mümkün ise big data teknolojilerini kullanmaya gerek yok diye düşünüyorum. Zaten şu anda Java 8 stream API çok güzel bir dataflow API sunuyor (map, reduce, flatmap, vs.), veriniz tek makinede işlenecek kadar ufak ise kompleks big data sistemleri yerine ilk once java 8’e bir bakın derim.

Türkiye’de Data Mining, Web Intelligence gibi kavramlara dair farkındalık olduğunu düşüyor musunuz?

Data mining/veri madenciliği eski bir alan ve Türkiye’de en azından telekom, banka, ve sigorta sektörü gibi çok fazla verisi olan sektörlerde kullanıldığını ve en azından bu sektörlerde bu konu ile ilgili bir farkındalık olduğunu biliyorum. Web intelligence’in ise data mining’e göre daha az popüler bir alan olduğunu düşünüyorum. Web intelligence kavramını artificial intelligence ve machine learning gibi alanların web’de sunulan ürün ve servislere uygulanması olarak yorumlarsak son zamanlarda farkındalığın arttığını düşünüyorum. Çünkü machine learning son zamanlarin gerçekten çok popüler bir alanı ve Türkiye’de takip edebildiğim kadarıyla bazı uygulamaları var (kullanıcılara ürün önerme [recommendation algoritmaları], plaka tanıma, vs.). Machine learning ile ilgili farkındalığın önümüzdeki yıllarda Türkiye’de daha da artacağını düşünüyorum.

Keyifli sohbeti için Nezih Yiğitbaşı’na teşekkür ederiz.

1 Comment

Post a Comment

Comment
Name
Email
Website